Einstein’ın atomun derinlerinde hapsolmuş muazzam enerji rezervlerini vadeden formülü E=mcbilim dünyasında dikkatleri üstüne çekerken, Einstein atomu parçalamanın yüzlerce yıl alacağından şüphe ediyordu. Tabi bu şüphesi kendisinin ileride “Bizim Marie Curie’miz.” diyeceği Lise Meitner adında dahi bir kadından haberi olmadan önceydi.

Meitner, 1901’de Viyana Üniversitesi’ne başladığında kendisine fizik dersi veren Ludwing Boltzman sayesinde asıl tutkusunun fizik olduğunu keşfetti. Beş yıl sonra doktorasını aldığında Viyana Üniversitesi fizik alanında bu unvana sahip olan ilk kadın oldu. Doktorasını alınca radyoaktivite çalışmak için Berlin’e gitti. Burada uzun süre ortak çalışacağı ve dostluk kuracağı Otto Hahn’la tanıştı. Otto Hahn’la yaptığı çalışmalar ona hem başarıyı hemde ihaneti beraberinde getirecekti.

1-Ab_LP7WJLeKl0oa_iIhsiQ
(Lise Meitner ve Otto Hahn)

Lise Meitner üniversitede çalışmalarını sürdürürken dostu Hahn kadar şanslı değildi. Fakülte bir kadının varlığına alışık değildi. Bir pozisyonu ve maaşı yoktu. 1900’lerin başında Almanya’da kadınların bilimsel makaleler yayımlaması yasak olduğundan ek gelir için yazdığı makalelerini L. Meitner olarak imzalıyordu. Laboratuvarda çalışmaları tek başına yaptığı halde Otto Hahn’la beraber yayınladıkları makalelerde Hahn’ın adı ilk sırada oluyordu. Kadınlar girerse saçları tutuşur gibi sebeplerle laboratuvara girmesine izin verilmiyordu. Tüm bunlara rağmen çalışmalarından verim almayı başarsa da Lise Meitner sadece kadın olmasının değil Yahudi olmasının bedelini de çok geçmeden ödeyecekti.

Meitner, Hitler iktidara gelince 1938 yılında tüm çalışmalarını yarıda bırakıp Hollanda’ya kaçmak zorunda kaldı. Ancak fizik tutkusu onu bırakmadı. Tüm bunlara rağmen Hahn’la mektuplaşarak çalışmalara katkısını sürdürdü.  1939 yılında Hahn laboratuvar çalışmalarında uranyumötesi elementler yerine baryum bulduğu zaman buna anlam veremeyerek Lise’dan fizik kanunlarına göre bu durumun açıklamasını istedi. Meitner Hahn’ın gönderdiği sonuç karşısında uranyum çekirdeğinin parçalandığı kanısına vardı. Emin olmak için fikrini paylaştığı fizikçi yeğeni Otto Frisch, bu düşüncesine onay verince 11 Şubat 1939’da dünyayı değiştirecek bir makale yayınladılar.  ” Uranyumun nötronlarla parçalanması: Yeni tip bir nükleer tepkime” makalelerinde Hahn ve Strassmann’ın deneylerini referans göstererek, çekirdeğin damlacık modelini kullanarak baryumun uranyumun parçalanmasından ortaya çıktığını önerdiler. Bu olaya biyolojide de kullanılan fizyon ismini koydular. Bir çekirdekte oluşan nükleer fizyon tepkimesinden yaklaşık 20 milyon elektron volt (200 MeV) enerji açığa çıktığını hesapladılar. Meitner Einstein’in meşhur E = mc2 formülüne dayanarak bu enerjiyi hesapladı. Böylece Formül ilk kez gerçekleştirilmiş oldu. Lisa’nın bu hesapları ileride nükleer silah yapımında kullanılacaktı. 1943’te Los Alomos’ta nükleer silahlar üzerine çalışması için teklif gittiğinde cevabı, “Bir bombayla yapacak hiçbir şeyim yok!” oldu.

indir (1)
Lise Meitner, Fizikçi (7 Kasım 1878-27 Ekim 1968)

Savaştan sonra, 1944 Nobel Kimya Ödülü’ne nükleer fisyonu keşfinden dolayı Otto Hahn layık görüldü. Nobel komitesi çalışmayı yorumlarken büyük bir  hataya düşerek Lisa’nın katkısını görmezden geldi.  Uzun yıllar dostluk ettiği  Hahn, ne ödül konuşmasında ne de savaş sonrasında Lise’dan bahsetmedi.

“Şimdi kişisel bir şey yazacağım, bu beni çok rahatsız ediyor. Senden bunları 40 yılı aşan dostluğumuzu düşünerek ve beni anlamaya çalışarak okumanı istiyorum. Artık benden “Hahn’ın eski bir iş arkadaşı” olarak bahsediyorlar. Senden bahsederken sadece benim iş arkadaşım olduğunu söyleseler ne hissederdin? Hiçbir dostumun yaşamasını istemediğim son 15 yıldan sonra, bir de bilimsel geçmişimi mi elimden alacaklar? Bu adil mi? Ve neden böyle oluyor?”